Ahde vefâ

•Kasım 23, 2006 • 7 Yorumlar

Hasretin ve vuslatın ikisini birbirinden ayıran tarifi var mıdır? Yoksa bunlar insan hayatında birlikte yaşanan hissiyat mıdır? Şam’a vasıl oldum kavuştum. Ama bu vuslatın içinde hasreti yaşıyorum. Burası öyle bir şehir ki; vuslat ile hasrete lika bulduran, gül ile dikeni beraber avuçlatan…

 Şam ile her yıl olduğu gibi ahde vefa akdimizi tazeledik bugün. Emevi’nin bahçesinde. Bu seneki geçen senekilerden farklıydı. Çünkü ailem bildiğim arkadaşlarım yanımda yoktu. İşte şimdi gurbeti hissetmeye başladım. Gurbetin anlamı ne demek onu öğrenmeye başladım. Ama bununla birlikte bedenen mazide kalmış, maneviyatta şu hal-i hazırda bile varlığını bize hissettiren peygamberlerin, sahabelerin, evliyanın, Salih kulların himmetlerinin dualarının inayetlerinin üzerimizde olduğunu hissettim. Yalnızlığı anmaktan, gurbette gariplikten bahsetmekten onca erenlerin yanında hayâ ettim. 

Yine de insan ebu’n nur’dan çıkıp şari-u esediddin’in ortalarına doğru yürüyüp evinin sokağının köşesinden döndüğünde kafasını kaldırıpta camdan yarı beline kadar sarkmış “gebermeyin emi nerdesiniz? Meraktan öldüm” diyen arkadaşını göremeyince içi burkuluyor. Her gece ebu abdo’da muz ve halîb mea kıt’a fevakih, bidun işta bidun krema specialini kendi başına bitirmeye çalışınca boğazında düğümleniyor.L Her sabah 3 kişi birden sabah kahvaltısı sefasından sonra okula 40 dk. Geç kalıp taksi tutmayı özlüyor. Akşam eve döndüğünde geçirilen günün sonunda karşısında kendine muhatap 2çift hayat dolu gözlere hasretlik çekiyor. 

Şam bir kitap benim için. Her sene yeni bölümleriyle yazılan. Kahramanlarıma buradaki tanıştığım kardeşlerim, kimisi o kitabın satırlarında, kimisi paragraflarında, kimisi komik bir anısında kimisi yüreğimin bam telinde okuduğum hayata dair kıymettar kitap içinde kitaplarım J Bu toprakların öyle bir hasiyeti var ki; ilk kardeşkanı burada aktığı halde ilk kardeşlikte burada yaşanmış. Yani “mü’minler kardeştir” ayetinin kevni noktada tohumları burada atılmış. Bundandır ki; bu mübarek topraklardan geçen herkesin ümmet bilinci Hz. Abu Bekir’le Hz. Bilal’in kardeşliğinin hakikatinde saklı.  Hayattaki en ulvi gayeyi Kur’an ilmini, ömrünün sermayesi yapmış bunun için anadan babadan yardan serden geçmişler kervanının durağıdır Şam… 

Ve ahîran  ya sâdâti ve seyyidâti! Selamlarınızı diyar-ı Şam’a bin bir sürurla vâsıleyledik. Sizi âmâk-ı kalbinden sevdiğini serd eyleyerek kabul eyledi. Zinhar şehrinde kalbi olur mu? Demeyiniz. Kâinatı içine alan insanın içinde şehirlerin kalbini hissedecek istidat mevcuttur…

Hâlet

•Kasım 22, 2006 • 5 Yorumlar

 Hale bakın! Haklı iken haksız duruma düşmek , severken sevilmekten dolayı hakir görülmek, vefa peşinde koşarken senden vefasızlık beklenmesi, değerli iken değersiz sayılmak, hedefe koşarken hedeften alı konulmak.. hepsi insanın önüne çıkan çakıl taşları hükmünde. Çakıl taşı diyorum çünkü kişi hedefini ve himmetini bu dünyadaki faniyata bağlamamış ise, bunlar henüz beşer ve bu dünyanın sakini olduğumuz için ayağımıza takılır o kadar. Yalnız bizi yolumuzdan alı koyamaz. Koymamalı..^ 

İnsan hayatını ilmek ilmek örmeli. Ömrünü bir hazine bilmeli. Ruhunda ve kalbinde hissettiklerini bir nakkaş misali a’makına hakikatle nakş etmeli. Şu zail ve fani vücudunda hissettiği bekaya karşı nihayetsiz muhabbetini ,hiç bitmemeye olan hasretini her an bitene taleb ettiği vuslatta sarf etmemeli.  

Bunlar söylenmesi kolay ve lezzetli, ama yaşanmasında kendinin dışına çıkıp, külli akıl olan Kur’an’ın kaideleriyle yokluktan varlığa çıkarak, insan olmanın manasını ifade eden hallerdir.Rabbim her hadise ile bozup tekrar niyetine girdiğimiz insana ait en şerefli halatı hiç kaybetmemeyi ve her dem yeniden her birisini farklı manalarla hissetmeyi nasib etsin. Bunları hissettiripte bizi dehlizlere sokup çıkaran aciz ve fakir bizim muhtac olduğumuza muhtac olan kullarınada hakkı bildirsin. 

Hello world!

•Kasım 20, 2006 • 1 Yorum

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!